Karşıdan gelen uzaylıya, başımla bir merhaba.‘Günaydın’ diyor, ztbıızzt. Bu türler böyle. Zıtlayıp, bıztlayıp yaşayıp gidiyorlar. Bir merhaba da, ondan sonra gelene. Aman, aman, şuna da bakın suratsızın teki ama çok nazik, hortumlarından çıkan yeşil sümük beni başımdan ayağıma ıslatıyor. Bir olmadı 2 saniye içinde sümük, buharlaşıp gidecek allahtan. Yoksa, biz insancıkların hali nice olurdu. ‘Yok yok, kalsın diyorum, ‘bu kadar sıcakkanlı olmak, bana yetti de arttı bile.
Köpekbalığı derisi giysilerimde tek bir kırışık bile yok, ayakkabı cilası parlaklığındaki saçlarımda ise tek bir dalga. Çok güzelim yani. Önemli bir şey bu. Güzel olmak. Eh, bunun da bilincindeyim. Bu sabah, o gorilin hakaretlerine katlanabilecek kadar güzelim. Dev vitrindeki kendime bakıyorum, güvenle gülümsüyorum, dişlerime ‘çınn’ bir ışık vurup kaçıyor.
Uluslararası arenada söz sahibi şirketimin kapısı açılıyor, açılmıyor da, sınıfıma uygun bir şekilde aralanıyor, kapı beni ‘hoşgeldiniz ama geç geldiniz, 2. sınıf yönetici’ diyerek karşılıyor. ‘Kapı, kapı’ diyorum, ‘bir gün, bana, sonuna kadar açılacaksın, böyle aralardan geçmek zorunda kalmayacağım anlar da gelecek. O yüzden haddini bil’. Söz geçirebildiğim herşeye, söz geçirmeye kararlıyım.
‘Yine geç kaldın, sümsük herif’ diyor, karşımdaki goril. Tam sen sümsüğü görürsün şimdi deyip, ya allah girişeceğim; kredi kart özetim gözleriminden önünden akmaya başlıyor. Ellerimi iki yana kilitleyip, eyvellah diyorum. Zın zın Zın.. Kafamdaki emniyet çipi... Allah ondan razı olsun. Bunu bana satan adamlar, ‘işinizde 100 yıl garanti, patronunuz sizi ne kadar döverse dövsün, ateşiniz 40 dereceye çıkıp, beyniniz sulansın, kontrolünüz bizim çipin ellerinde’ demişlerdi de, biraz şüpheyle yaklaşmıştım.
‘Sümsük herif’ diyor, elindeki metal parçasını çevirerek, ‘sen buna rapor mu diyorsun, hani ‘ey’ler, hani ‘ay’lar, hala Ingarot alfabesini öğrenemedin’. ‘Ingarot kadar kafana meteor düşsün’ diye düşüneceğim, düşünmesine de, ıh ıh olmuyor. Emniyet çipi tekrar devrede, geçen yaz aldığım ve hala taksitlerini ödediğim et konservesinin resmi burnumun önünde, bir yukarı bir aşağı zıp ıp zıplıyor. Bu Goril düşünce okuyan türden de...
Allah iki kere razı olsun, şu emniyet çipinden
Fırlattığı rapor, kafama saplanıyor. Saplandığı yerden bir çırpıda çıkarıveriyorum. ‘Tamam efendim’ diyorum, ‘şimdi, gidip Ingoroatçamı tazeleteceğim ve raporumu hemen ama hemen yetiştireceğim, öğle uykusuna kalmadan elinizde olur’. Kükrüyor goril arkamdan, ‘senin işini yapacak onlarca insan sıra bekliyor dışarıda, öğren artık şu işi’
Salı, Nisan 06, 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
Kimse bloğunu bu kadar yetim bırakmamalı.
Yorum Gönder