Perşembe, Eylül 10, 2009

Rutin

Kaygan Zemin
Yaşam akıp gidiyor kendi mecrasında. Birileri girip çıkıyor, birileri çıkıp giriyor, kimin umurunda. Sakinlik. Tüm istediğimiz bu. Huzur. Tüm beklentimiz bu. Büyü. Keşke yapabilseydik. Kendimizi terk edebilseydik, simgelerin o inatçı kırılmaz güvensizliğine. Ama heyhat. Vakit geçti artık. Zaman bekleme ve çağırma zamanıdır. Dağın başına çıkıp aya karşı uluma zamanıdır. Belki bir duyan olur da gelir diye.
Sandık lekelerine, simli tülbentlere baştan çıkarmalara karnımızın tok olduğu bir zamanda, kendimizi açmazlara akıtmak niye. Varsın kemirsin kurtlar bedenimizi. Açlık sadece insana özgüdür diye kim demiş. Beynimizde bir ur büyütelim. Sağ tarafımızda. İnecek inmelerin sızında gömelim kederimizi. ‘Allah sağlık versin’, her şeyin başı sağlık’ aman diyenlere tükürmektense. Biz ne zaman kaybolduk o labirentlerde. Kendimiz olmayı ne zaman unuttuk.
Uyuduk uyandık, uyuduk uyanamadık. Heyhat, çok geç kaldık. Hayat, sırlarını dökmeni beklerken, güdük kaldık, kuruduk. Rahatlık sandığımız şey, kendi cesedimizin üzerine ektiğimiz çiçeklerin kokusu. Açlık dediğimiz şey kendi etimizin tadı.

1 yorum:

Melissa dedi ki...

Selam Gurur'cum,
Harikasin her zaman oldugu gibi. Akil verme, vereceksen 'huzur ver' demisti bir sarki.
'Cam Dunyasi' kitabini okuyup bitirdim, ya cidden sen yazmaya, kisa film cevirmeye devam etsene...
Cok Sevgiler...
Nurdan